İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İkilem’e Montreal’den Ödül

Genç yönetmen Başak Büyükçelen’in filmi 2. Montreal Türk Filmleri Haftası’nda En İyi Kısa Film Ödülü’nü kazandı.

Uçların filmi “İkilem”de ‘Kadın’ın adı yok…

Çağrı Berk filmin bir sahnesinde.

ÖMER F. ÖZEN

Bir Türk Filmleri Haftası ve Türk Kültür Günleri daha gelip geçti; dumanı tütmeye devam ediyor.

Uzak İhtimal, Mavi Gözlü Dev, Gelibolu filmleri gibi kendilerini kanıtlamış usta sanatçılar ve yönetmenlerinin 2. Montreal Türk Filmleri Haftası’nda almış oldukları ödüllerin yanında, genç bir sinemacı Başak Büyükçelen’in “İkilem” filmi de oldukça dikkat çekti. Kısa Film Dalında En İyi Film Ödülü’nü alan “İkilem”, toplumsal bir yaraya parmak basıyor.

Çağrı Berk ve Ali Barkın İkilem’de güçlü bir oyun çıkarıyorlar.

Dışarıda akan yaşama kapalı, kendi dünyasında sadece öte evren için çalışan bir kişioğlunun, Gafur’un (Ali Barkın), karısına ikizi gibi benzeyen bir sokak kadınına rastlamasıyla iç dünyasının sarsılmasına tanık oluyoruz “İkilem”de.

Bu rastlaşmayı Tanrısal bir işaret olarak gören Gafur’un, neyle karşılaşacağını bilmeden, kendince kadını ‘günah dünyası’ndan arındırıp ‘doğru yola’ çekmektir amacı.

Ancak rastladığı sokak kadını da (Çağrı Berk) bilinen sokak kadınlarından değildir. Geldiği yer baskıcı bir aile, çevre ortamı olsa da, düşmüş olduğu bataklıkta kendini iyi kötü korumasını bilmiş; vücudunu satmayı bir iş olarak gören, ama özel yaşamında kendini yetiştirmeye çabalayan, kitap okuyan, kendi zevki için şarap içen bir kişiliğe sahiptir.

Çağrı Berk ve Ali Barkın “İkilem”in bir sahnesinde.

Kendisini ‘doğru yola’ çekmeye çalışan Gafur’la bir anlaşmaya vararak, o da, kendi kabuğunda yaşayan bu kişiye başka bir dünya olduğunu, orada yaşayanların da Tanrının birer kulu olduğunu, onları da bir Tanrının yarattığını göstermeye çabalar. Burada kendisinin doğru bir örnek olmadığının bilincinde, Gafur’u çay, kahve içilen kadınlı erkekli kişilerin devam ettiği bir kafeye götürür. Gafur böyle bir ortamı bile günah ortamı olarak görür, yadsıma eğilimine girer.

Genç yönetmen Başak Büyükçelen

Yönetmen Başak Büyükçelen, 43 dakikalık bir süre içine olabildiğince çok şey sığdırmaya uğraşmış, özellikle küçük evreninde yaşayan Gafur’un iç dünyasındaki ikilemi, günah işleme korkusunu izleyiciye duyumsatma çabasına girmiş.

Vankuver’de çekilen filmde Türkiye ortamı, geleneksel Türk evi yaratılmaya çabalanmış. Bu arada çekim aşamasında oyuncular ve yönetmenden başkasının Türkçe bilmemesinden doğan sorunlar yaşanmış. Ancak ekip bu sınavı da başarıyla atlatmış.

Yoğun bir dinsel evrende yaşayan Gafur’un öte dünyayı kazanmaktan başka bir amacı yoktur. Dinsellik dışında yer yer Tevfik Başer’in 1986’da yaptığı “40 m2 Almanya”sını anımsatan, ama öykünün Türkiye’de geçtiği filmde yanından geçip gittiği yaşamların, ‘bildiğini sandığı’ yaşamların kendisini içine çektiği bir anda, Tanrısı için özgörev bilinciyle girdiği bu serüvende, Gafur’un dengesinin bozulduğunu gözlemliyoruz.

İlk gösteriminin Vankuver’de yapıldığı, orada edinmiş olduğu bazı değişik tepkiler ışığında Türkiye’yi yansıtmak gibi bir amacı olmadığının altını çizen genç yönetmen Başak Büyükçelen, filminin ters yönde yaşamları olan bir ‘uçlar’ filmi olduğunu söylüyor.

Çağrı Berk Şenliğin konuğu oldu ve soruları yanıtladı.

İkilem’de iki kadını da başarıyla canlandıran Çağrı Berk II. Montreal Türk Filmler Haftası’na katılıp izleyicilerin sorularını yanıtladı.

Evdeki kadının da, öte uçtaki kadının da adının olmadığı bir evrende, hangi düzeyde, hangi ortamda olursa olsun toplumun diğer yarısının yok sayıldığına gönderme yapan filmde, kendini bir baskı düzeninden kurtarmaya çabalayan kadının da ‘kaderci’ olabileceğini; ama bunun kendisinin seçimi olmadığını, daha çok kendisine dayatıldığını ortaya koyuyor yönetmen.

Öte yandan, kendi ikilemi içinde savrulan erkeğin kurtuluş için günah keçisi olarak kadını gördüğü filmde yönetmen Başak Büyükçelen, öykünün sonunu altın tabakta sunmak yerine izleyiciye soru sordurmaya yönelmiş.

Bu filmin bir ön deneme olduğunu sözlerinden anladığımız yönetmenin, kafasında uzun metraj bir üçleme olduğunu öğreniyoruz. Yine sorgulayan sinemaseverlere uçları izleteceğini belirten genç yönetmene çıkmış olduğu bu zorlu yolda başarılar diliyoruz.

“İkilem”
Yönetmen, yazar, yapımcı Başak Büyükçelen
Sayısal / 2010
Oynayanlar: Çağrı Berk, Ali Barkın

Bizim Anadolu / Mayıs – Haziran 2010

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir